Kültür

KAPADOKYA İÇİN ULUSAL VE ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİ ARTIK ZORUNLULUKTUR

[Özel Köşe Yazısı Gazeteci Naci İŞLER] “Kapadokya’nın korunması konusunda yıllardır aynı şeyleri konuşuyor, aynı fotoğrafları paylaşıyor, aynı ziyaret haberlerini okuyoruz. Ancak iş, bölgenin gerçek sorunlarına ve çözüm yollarına geldiğinde ortaya konulan performansın yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.

Gerçeklerle yüzleşelim.

Kapadokya, birkaç vadiden ve birkaç turistik merkezden ibaret değildir. Binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan devasa bir açık hava arşividir. Yüzlerce kilise, manastır, şapel, cami, mescit, han, hamam, kervansaray, höyük, Tümülüs ve yeraltı şehri bu coğrafyanın dört bir yanına dağılmış durumdadır.

Sorun tam da burada başlamaktadır.

Bu kadar büyük bir kültürel mirasın yalnızca mevcut kamu imkanlarıyla korunabileceğini düşünmek gerçekçi değildir. Kültür ve Turizm Bakanlığı elbette önemli çalışmalar yürütmektedir. Ancak bölgenin büyüklüğü ve mirasın çeşitliliği dikkate alındığında mevcut çalışmaların hedeflenen seviyeye ulaştığını söylemek güçtür.

Daha açık konuşalım.

Bugün bölgede yüzlerce eserin durumu hakkında güncel ve kapsamlı veriler elimizde bulunmamaktadır. Bazı vadilerdeki kültürel varlıkların ne durumda olduğunu, hangilerinin ciddi risk altında bulunduğunu, hangilerinin acil müdahale beklediğini bilenlerin sayısı oldukça sınırlıdır.

Örneğin Ürgüp Kurtderesi Vadisi...

Kaç kişi bu vadideki kültürel varlıkların durumunu biliyor?

Kaç kişi bu eserlerin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olup olmadığından haberdar?

Kaç kişi bu alanlarda sistemli bilimsel çalışmalar yürütüldüğünü söyleyebilir?

Bu soruların cevapları maalesef iç açıcı değildir.

Kapadokya gibi dünya ölçeğinde öneme sahip bir bölgede artık günü kurtaran yaklaşımların terk edilmesi gerekmektedir. Birkaç restorasyon örneğini veya birkaç uluslararası iş birliğini öne sürerek büyük resmi görmezden gelmek kimseye fayda sağlamaz.

Evet, geçmişte bazı başarılı uluslararası çalışmalar yapılmıştır.

Ancak Şahinefendi ‘deki Kırk Şehitler Kilisesi veya Göreme'deki Tokalı Kilise üzerinden yürütülen örnekler, Kapadokya'nın tamamını düşündüğümüzde yeterli değildir.

Çünkü mesele birkaç yapıyı kurtarmak değil, bütün bir kültürel mirası geleceğe taşımaktır.

İşte bu nedenle Kapadokya'da yeni bir dönemin başlaması gerekmektedir.

Özellikle Türkiye'deki üniversitelerin konservasyon, restorasyon, sanat tarihi, arkeoloji, mimarlık ve kültürel miras bölümleri çok daha etkin biçimde sürece dahil edilmelidir. Bununla birlikte İtalya, Fransa ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde bu alanda uzmanlaşmış üniversitelerle güçlü akademik ortaklıklar kurulmalıdır.

Dahası, Avrupa Birliği fonları ve uluslararası koruma programları üzerinden geniş kapsamlı projeler hazırlanmalıdır.

Bu çağrı bir tercih değil, zorunluluktur.

Çünkü Kapadokya sadece Türkiye'nin değildir.

Kapadokya insanlığın ortak mirasıdır.

Bugün dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, insanlar Kapadokya'yı bilir. Milyonlarca insanın görmek istediği, dünya turizminin en önemli destinasyonlarından biri olan bu coğrafyanın kaderi günübirlik uygulamalara terk edilemez.

Bir başka gerçeği de unutmamak gerekir.

Korunması gereken eserler arasında ayrım yapılamaz.

Bir cami ne kadar değerliyse bir kilise de o kadar değerlidir.

Bir mescit ne kadar önemliyse bir manastır da o kadar önemlidir.

Bir han, bir hamam, bir şapel veya bir yeraltı şehri de aynı derecede korunmaya layıktır.

Çünkü bunların tamamı bu toprakların hafızasını oluşturmaktadır.

Artık "kim geldi, kim ziyaret etti, kim açıklama yaptı" türünden haberlerin ötesine geçmek zorundayız.

Kapadokya'nın ihtiyacı olan şey ziyaret trafiği değil, bilimsel seferberliktir.

Kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar ve akademik çevreler aynı masa etrafında buluşmalıdır.

Ve artık şu haberi okumak istiyoruz:

"Kapadokya'daki doğal ve kültürel mirasın korunması için ulusal ve uluslararası iş birliği seferberliği başlatıldı."

İşte o gün, Kapadokya adına gerçekten doğru yolda olduğumuzu söyleyebileceğiz.

Çünkü Kapadokya'nın kaybedecek zamanı kalmamıştır.

📩 İletişim: [naciisler@gmail.com]