Siyaset

Gürer: “Rezidanstan bakınca ekonomi iyi, sokakta ise geçim yok”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de derinleşen ekonomik krizin haftalık resmi verilere de yansıdığını belirterek, toplumun büyük bir kesiminin borçla yaşamaya mahkûm edildiğini söyledi. Gürer, “Mutlu azınlık geceleri yaşıyor, yoksul halk gündüzleri hayatta kalmaya çalışıyor” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkede uygulanan ekonomi politikalarının geniş halk kesimlerini olumsuz etkilemeye devam ettiğini belirterek, özellikle dar gelirli yurttaşlar, çiftçiler, esnaf ve KOBİ’lerin ciddi bir borç sarmalına sürüklendiğini ifade etti. Gürer, “Sokakta ‘işim iyi’ diyen yok. Rezidanstan bakınca işler değişiyor ama halkın gerçeği çok başka” diye konuştu.

Ekonomide “mutlu bir azınlık” ile yoksullukla mücadele eden milyonlar arasındaki uçurumun her geçen gün büyüdüğünü söyleyen Gürer, bir dönem toplumun omurgası olarak tanımlanan “orta direğin” hızla yoksullaştığını vurguladı. Gürer’e göre sıkı para politikaları ve yüksek faiz uygulamaları, üretim yerine finans sektörünü besleyen bir yapı oluşturdu.

Bankalar Rekor Kâr, Halk Rekor Borç

Gürer, 2025 yılında bankacılık sektörünün kârında tarihi artış yaşandığına dikkat çekti. Bankaların brüt kârının bir önceki yıla göre yüzde 54,4 artarak 1,2 trilyon liraya, vergi sonrası net kârının ise yüzde 42,7 artışla 940,2 milyar liraya ulaştığını belirtti.

Bu dönemde özel bankaların net kârı 557,6 milyar liraya, kamu bankalarının net kârı ise 382,6 milyar liraya yükseldi. Gürer, sanayicinin konkordato ilan ettiği, fabrikalarda üretimin yavaşladığı bir ortamda bankaların bu düzeyde kâr açıklamasının, ekonominin üretimden koparıldığını açıkça gösterdiğini söyledi.

Vatandaş Borçla Ayakta Durmaya Çalışıyor

Gürer, vatandaşların bankalara olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının hızla arttığını belirtti. 16–23 Ocak haftasında bireysel borçların 66,5 milyar lira artarak 5 trilyon 973 milyar liraya ulaştığını kaydetti.

Bireysel kredi borçları 3 trilyon 93 milyar liraya, kredi kartı borçları ise 2 trilyon 880 milyar liraya çıktı. Merkez Bankası verilerine göre, Eylül 2025 itibarıyla vatandaşların varlık yönetim şirketlerine olan borcu 101 milyar lirayı buldu. Bu rakamla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 6,1 trilyon liraya yükseldi.

Gürer, “Parayı veren kazanıyor, borç alan ise ödeyemediği için icralık oluyor. Borçsuz yaşamak neredeyse imkânsız hale geldi” dedi.

KOBİ’ler ve Sanayi de Sıkıştı

Ekonomik daralmanın KOBİ’leri de vurduğunu belirten Gürer, 2025 yılı boyunca KOBİ’lerin bankalara olan kredi borçlarının 2 trilyon lira artarak 6,4 trilyon liraya yükseldiğini söyledi. Vadesinde ödenemediği için icra takibine alınan KOBİ kredileri ise 200,5 milyar liraya çıktı.

Tarımda Borçlanma Rekor Seviyede

Tarım sektörünün hem iklim koşulları hem de yapısal sorunlar nedeniyle ağır bir kriz yaşadığını belirten Gürer, ithalata dayalı politikaların üreticiyi daha da zora soktuğunu ifade etti.

Tarım sektörünün bankalara olan kredi borçlarının 1 trilyon 239 milyar liraya yükseldiğini söyleyen Gürer, bu borcun büyük bölümünün kamu bankaları aracılığıyla kullandırıldığını aktardı. Takibe düşen tarım kredileri ise bir yılda 3,6 milyar liradan 14,8 milyar liraya çıktı.

Çiftçilerin banka dışında da gübre, mazot ve yem gibi girdileri yüksek faizle borçlanarak temin etmek zorunda kaldığını söyleyen Gürer, 2026 itibarıyla uygulamaya giren “sigorta borcu olan çiftçiye sübvansiyonlu kredi yok” şartının üretimi daha da zorlaştırdığını dile getirdi.

Vatandaş Bankalara 1,2 Trilyon Lira Faiz Ödedi

Gürer, 2025 yılında vatandaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara 1 trilyon 222 milyar lira faiz ödediğini açıkladı. Bu rakamın 2024’e göre yüzde 42,7 artış anlamına geldiğini belirten Gürer, son dört yılda faiz yükünün 6 katından fazla arttığını vurguladı.

İcra Dosyaları Çığ Gibi Büyüyor

Ekonomik sıkıntıların icra dairelerine de yansıdığını belirten Gürer, Ocak 2026’da icra dairelerine 866 bin yeni dosya geldiğini söyledi. Toplam derdest icra dosyası sayısı ise 24 milyon 140 bine ulaştı. Son bir yılda derdest dosya sayısındaki artış 1 milyon 844 bin oldu.

Gürer, “Evdeki eşyadan tarlaya, traktörden hayvana kadar vatandaşın elinde ne varsa icra yoluyla alınıyor. Yoksulluk yayılıyor, geçim sıkıntısı derinleşiyor” diyerek, mevcut ekonomi politikalarının acilen değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim ekte gerekçesi ile birlikte sunulmuştur.

Gereği için arz ederim. 23.01.2026

Ömer Fethi Gürer

Niğde Milletvekili

GENEL GEREKÇE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi devletimizi "sosyal bir hukuk devleti" olarak tanımlarken, 61. maddesi ise "Yaşlılar, Devletçe korunur. Yaşlılara yapılacak yardım ve sağlanacak haklar kanunla düzenlenir" hükmüyle bu kesimin refahını anayasal güvence altına almıştır. Ancak, yaklaşık çeyrek asırdır ülkeyi yöneten AKP iktidarının sosyal güvenlik politikaları, emeklilerimizi korumak bir yana, onları toplumun en mağdur ve yoksul kesimi haline getirmiştir.

Özellikle 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, emekli maaşlarının sistematik olarak erimesinin miladı olmuştur. Bu düzenleme ile; AKP iktidarı, emekli aylıklarının hesaplanma yöntemini değiştirerek bağlama oranlarını %70’lerden %28-30 bandına kadar çekmiştir. Bu uygulama, emeklilerin daha fazla çalışıp daha fazla prim ödemesine rağmen daha düşük maaş almasına neden olan adaletsiz bir sistem yaratmıştır. Emekli maaşlarındaki büyümeden alınan payın %100'den %30'a düşürülmesi, emeklileri ülkenin ekonomik büyümesinden dışlamıştır. Ülke büyürken emeklinin alım gücü sabit kalmış, hatta enflasyon karşısında gerilemiştir. İktidarın uyguladığı yanlış ekonomi politikaları neticesinde patlayan hiperenflasyon ve TL’deki değer kaybı, emekli maaşlarını "açlık sınırının" dahi altına indirmiştir. Bugün en düşük emekli maaşı, asgari ücretin çok altında kalmıştır.

Yıllarca bu ülkenin kalkınması için alın teri dökmüş olan emeklilerimiz, iktidarın yanlış tercihleri nedeniyle bugün ısınmak için battaniyeye sarılarak oturmak ve temel gıdasına dahi erişememek gibi bir yoksulluk sarmalına itilmiştir. Emeklinin sofrasındaki ekmeği küçülten, ısınma hakkını elinden alan ve kirasını ödeyemez hale getiren bu piyasacı anlayışın yarattığı tahribat artık sürdürülemez bir noktadadır.

Bu kanun teklifi, sadece bir yardım paketi değil; AKP iktidarı eliyle emekliden çalınan refahın, sosyal devlet ilkesi gereği bir nebze de olsa iade edilme girişimidir. Yakacak yardımı ile kış aylarındaki ısınma krizi aşılacak, kira desteği ile mülksüz emeklinin barınma korkusu giderilecek ve emeklinin eline geçen net tutar korunacaktır. Bu düzenlemeler, iktidarın yarattığı ekonomik enkazın altında kalan emeklilerimize nefes aldırmak için elzemdir.

📩 İletişim: [naciisler@gmail.com]