“ÖZEL HABER” Ürgüp halkı olarak sağda solda konuşurken mangalda kül bırakmıyoruz. Her konuda fikir yürütüyor, her şeyin en iyisini istiyor, Devletimizden ve Belediyemizden gerekenin yapılmasını bekliyoruz.
Elbette Devletimizden ve Belediyemizden hizmet beklemek en doğal hakkımızdır. Şehrimizin temizliği, düzeni, bakımı ve güzelleşmesi için ilgili kurumlarımızın görevlerini yerine getirmesini istemekte sonuna kadar haklıyız.
Peki, hiç kendimize şu soruyu soruyor muyuz?
Biz vatandaşlar olarak Devletimize, Belediyemize ve yaşadığımız şehre ne kadar katkı sağlıyoruz?
Devlet bizim, Belediye bizim, memleket bizim! Öyleyse neden kendi yapabileceğimiz birçok işi de hep başkalarından bekliyoruz? Örf ve âdetlerimizi, geleneklerimizi, komşuluk ve dayanışma kültürümüzü neden unutuyoruz?
Eskilerimiz, “Edebini unutandan ne beklenir?” derdi. Bugün dönüp kendimize bakmamız gereken yer tam da burası değil mi?
Gelin, hep birlikte Ürgüp Mezarlığı üzerinden bir düşünelim.
Atalarımızın, annelerimizin, babalarımızın, akrabalarımızın ve sevdiklerimizin ebedî istirahatgâhı olan mezarlıklarımızı ziyaret ediyoruz. Kendi aile büyüklerimizin kabirlerinin başında dua ediyoruz. Peki, ziyaretimize gittiğimizde çevresindeki otları, dikenleri ve çöpleri görüp neden temizlemek için bir adım atmıyoruz? Neden her şeyi Devletimizden veya Belediyemizden bekliyoruz?
Elbette mezarlıkların genel bakım ve temizliği ilgili kurumların sorumluluğundadır. Ancak bizler de aile büyüklerimizin kabirlerini temiz tutarak, çevremize sahip çıkarak ve imkânlarımız ölçüsünde katkıda bulunarak bu sorumluluğun bir parçası olamaz mıyız?
Biz Müslümanlar, her gün kendimize “Bugün Allah rızası için ne yaptım?” diye sorarken, bir de şunu sormalıyız:
“Bugün memleketim için ne yaptım? Devletime, Belediyeme, yaşadığım şehre ne kadar faydam dokundu?”
Bugün geldiğimiz noktada, Ürgüp Mezarlığı'nı hiç bu kadar kötü görmediğini ifade eden Ayla Adıyaman'ın, mezarlığın otlar ve dikenler nedeniyle yürünemez hâle geldiğini belirterek sosyal medya üzerinden sitemini dile getirdiğini görüyoruz. Şehir dışından yakınlarını ziyarete gelenlerin karşılaştıkları manzara karşısında hayretlerini ifade etmeleri de üzerinde düşünmemiz gereken bir konu.
Ayla Hanım'ın dile getirdiği bu sorun elbette dikkate alınmalıdır. Eksiklikler varsa ilgili kurumlarımız gereken çalışmaları yapmalıdır. Ancak mesele yalnızca şikâyet etmekle bitmiyor. Şikâyet ettiğimiz kadar sorumluluk almaya da hazır mıyız?
Bizler de aile büyüklerimizin mezarlarını ziyaret ettiğimizde çevremizi temiz tutsak, çöplerimizi geride bırakmasak, uygun ve güvenli koşullarda otların temizlenmesine katkı sağlasak, çocuklarımıza ve torunlarımıza güzel bir örnek olmaz mıyız?
Unutmayalım ki mezarlıklarımız yalnızca geçmişimizin değil, kültürümüzün, inancımızın ve vefa duygumuzun da bir parçasıdır. Büyüklerimize gösterdiğimiz saygıyı, onların ebedî istirahatgâhlarına da göstermeliyiz.
Devletimiz ve Belediyemiz büyük hizmetler yapsın istiyorsak, bizler de yapabileceğimiz küçük ama anlamlı katkıları esirgememeliyiz. Kurumlarımız görevlerini yerine getirsin; biz vatandaşlar da üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirelim. Birbirimizi suçlamak yerine el ele verelim.
Çünkü memleket sevgisi yalnızca konuşmakla, eleştirmekle ve beklenti içinde olmakla olmaz. Memleket sevgisi; sahip çıkmakla, emek vermekle, korumakla ve gelecek nesillere güzel bir miras bırakmakla olur.
Çocuklarımız ve torunlarımız bizi örnek alacak. Biz bugün mezarlıklarımıza, geleneklerimize ve ortak değerlerimize sahip çıkarsak, onlar da yarın bu kültürü yaşatacaklar.
Gelin, önce kendimize bir dönüp bakalım. Geçmişimize sahip çıkalım ki geleceğimizi kaybetmeyelim.
Söz de takdir de sizlerin kıymetli okuyucularım.
Saygı ve sevgilerimle…
Gazeteci Naci İŞLER
Hoşça kalın, sağlıcakla kalın.
📩 İletişim: [[email protected]]




