Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe yaşanan ekonomik daralmaya ilişkin yaptığı kapsamlı değerlendirmede hem üreticinin hem de tüketicinin giderek ağırlaşan bir tabloyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Gürer, artan girdi maliyetleri, düşen üretim rakamları ve yetersiz destek politikalarının tarımı sürdürülemez bir noktaya sürüklediğini belirtti.
“Biz tarımın gelişmesini istiyoruz”
Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili olan Gürer, eleştirilerinin amacının siyasi polemik değil, ülke tarımının geleceğine katkı sunmak olduğunu vurguladı. Tarımda yaşanan sorunları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu belirten Gürer, çiftçinin refahını artıracak, üretimi güçlendirecek ve tüketicinin uygun fiyatla gıdaya erişimini sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Girdi maliyetlerinin sürekli arttığını ancak alım fiyatlarının aynı oranda yükselmediğini ifade eden Gürer, “Gübre, yem, mazot, tohum, ilaç, elektrik ve su fiyatları artıyor. Buna karşılık alım fiyatları düşük tutuluyor. Girdi maliyetleri katlanırken çiftçiye ‘üretime devam et’ deniyor. Bu şartlarda üretim nasıl sürdürülebilir olacak?” diye sordu.
“2025, 2002’nin de gerisine düşülen bir yıl oldu”
Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından son derece sorunlu geçtiğini belirterek bazı ürünlerde üretimin 2002 seviyesinin dahi altına düştüğünü savundu. Nüfusun 2002’ye göre 30 milyondan fazla arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşanmasının ciddi bir arz riski oluşturduğunu söyledi.
Paylaşılan verilere göre:
2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 2025’te 19 milyon 600 bin tona geriledi.
2024’te 75 milyon 500 bin ton olan tahıl ve diğer bitkisel üretim 2025’te 68 milyon 100 bin tona düştü.
2024’te 30 milyon 600 bin ton olan sebze üretimi ise 2025’te 30 milyon 300 bin tona geriledi.
Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi üretim kaybı yaşandığını ifade eden Gürer, “2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı” dedi.
“Bu kadar üretim kaybı varsa çiftçi nasıl sorun yaşamaz?”
Resmi verilerin incelenmesi gerektiğini belirten Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan bitkisel üretim verilerine dikkat çekti. Aralık 2024 ve Aralık 2025 verileri karşılaştırıldığında üretimdeki düşüşün açıkça görüleceğini ifade etti.
Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, köy ziyaretlerinde karşılaştıkları tabloyu şöyle aktardı: Ahırlar kapanıyor, hayvan varlığı azalıyor, üreticinin geliri daralıyor. Düşük alım fiyatları nedeniyle çiftçilik birçok bölgede sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Tarım arazileri daralırken “tarımda sorun yok” denilmesini ise anlamakta zorlandıklarını söyledi.
Şap hastalığı ve kuraklık eleştirisi
Hayvancılıkta yaşanan kayıplara da değinen Gürer, 2025 yılında görülen şap hastalığına ilişkin net verilerin kamuoyuyla paylaşılmadığını ifade etti. Kaç hayvanın telef olduğu, kaç hayvanın kesime gittiği ve toplam büyükbaş-küçükbaş hayvan varlığının ne olduğu sorularına yanıt verilmesi gerektiğini söyledi.
Ayrıca zirai don ve kuraklık nedeniyle birçok üreticinin zarar gördüğünü, ancak yeterli destek sağlanmadığını belirtti. Özellikle Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) ve ÇKS’ye kayıtlı olmayan üreticilerin destek dışında kaldığını dile getiren Gürer, afetlerden etkilenen tüm çiftçilere kapsamlı destek verilmesi gerektiğini vurguladı.
Artan maliyetler, daralan gelir
Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen zamların üretim maliyetlerini doğrudan artırdığını belirtti. 100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan bir çiftçinin daha tarlaya gitmeden ciddi bir mazot maliyeti artışıyla karşılaştığını ifade etti. Gübre ve yem fiyatlarındaki yükselişin de özellikle hayvancılık yapan üreticiyi zorladığını söyledi.
2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltıldığını ve yeniden “müjde” olarak sunulduğunu savunan Gürer, tarım politikalarında şeffaflık ve gerçekçilik çağrısında bulundu.
Çözüm önerileri
Gürer, kısa vadede atılması gereken adımları da sıraladı:
Gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması
Mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması
Genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından ödenmesi
Çiftçi borçlarının faizsiz en az üç yıl ertelenmesi
İcra işlemlerinin durdurulması
Tarımda üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanmaması halinde hem üreticinin hem de tüketicinin daha ağır ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını belirten Gürer, veriye dayalı, planlı ve üreticiyi koruyan bir tarım politikasının hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.