Pazarda, manavda meyvenin fiyatı el yakıyor. İnsanlar pahalılıktan şikâyet ediyor, haklı olarak tezgâhlara yaklaşmakta zorlanıyor. Ama bir de işin başka bir yüzü var: Pazarda alamadığımız, pahalı bulduğumuz meyveleri bahçelerde çürümeye terk ediyoruz.
İsrafı unuttuk, şükretmeyi unuttuk, bereketin kıymetini göremez olduk. Kıtlığa tahammül edemiyor, bolluğun değerini bilmiyoruz.
Bir yanda meyvenin fiyatına el değmiyor, diğer yanda dallardaki nimetler yere dökülüp çürüyor. Bir yanda insanlar bir kilo meyveyi almakta zorlanıyor, diğer yanda tonlarca ürün değerlendirilmeyi bekliyor.
Oysa bereket, yalnızca çoklukta değil; nimetin kıymetini bilmekte, onu paylaşmakta ve israf etmemektedir.
Belki de asıl yoksulluğumuz cebimizde değil, nimetlere bakışımızda…
Çünkü insan, bazen yokluğun acısını çekerken bile elindekinin kıymetini bilmiyor; bazen de bolluğun içinde bereketi tüketiyor.
Pazarda pahalılıktan yakınıp bahçede nimeti çürütüyorsak, dönüp kendimize de bir bakmalıyız.
İşte insanlığın en acı çelişkilerinden biri budur…
Kaynak fotoğraflar Galip Hasan Temur
📩 İletişim: [[email protected]]





