(ÖZEL HABER) Gazeteci Naci İŞLER."
Sobesos’un tarihine ilişkin bilgiler sınırlı olmakla birlikte, arkeolojik bulgular yerleşimin MS 4. yüzyılda küçük ölçekli kırsal bir kent olarak kullanılmaya başlandığını ortaya koyuyor. Hristiyanlığın bölgede yayılmasıyla birlikte gelişim gösteren kent, VI. Leon döneminde episkoposluk merkezi olarak anılmaya başlanarak önem kazanıyor.
Kapadokya’daki kaya oyma yerleşimlerin aksine Sobesos, taş mimarisi ve planlı yapılarıyla bölgedeki diğer yerleşimlerden ayrılıyor. Kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan kamusal, sivil ve dini yapılar, kentin çok yönlü bir yerleşim dokusuna sahip olduğunu gösteriyor.
Alanın en dikkat çekici yapılarından biri olan Villa I, ilk etapta yerel bir elit konutu olarak inşa edilmiş, ilerleyen dönemlerde ise kilise ve şapel olarak kullanılmıştır. Dikdörtgen planlı yapı, sütunlu portikosu ve “L” planlı iç mekân düzeniyle öne çıkarken, zemini kaplayan geometrik motifli mozaikler yapının en çarpıcı unsurlarını oluşturuyor. MS 7. yüzyıla kadar farklı işlevlerle kullanılan yapı, son evresinde nitelik kaybına uğramış ve çevresi mezarlık alanı olarak değerlendirilmiştir.
Kentte ortaya çıkarılan bir diğer önemli yapı ise hamam kompleksidir. Anadolu’nun sıra tipli hamam geleneğinin bir örneği olan yapı; sıcaklık, ılıklık ve soğukluk bölümleriyle birlikte soyunmalık ve buhar odasından oluşan planıyla dikkat çekiyor. Hamamın mozaik zeminleri arasında en çok ilgi çeken detay ise frigidarium girişinde yer alan sandalet motifidir.
Sobesos Antik Kenti’nde ayrıca konut alanları, cadde ve sokak sistemleri ile mezarlık şapeli ve özgün kapak tasarımlarına sahip çok sayıda mezar da gün yüzüne çıkarılmıştır. Tüm bu unsurlar, kentin geçmişte düzenli bir yerleşim planına sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Bugün ziyaretçilere açık olan Sobesos, Kapadokya’nın klasik turistik rotalarının dışında kalmasına rağmen, özellikle tarih ve arkeoloji meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen önemli bir kültürel miras alanı olma özelliğini sürdürüyor.