[Özel Haber Gazeteci Naci İŞLER] Siyasette bazen tek bir fotoğraf, sayfalarca açıklamadan daha fazla şey anlatır.
AK Parti’nin kuruluşunun 25. yılı nedeniyle Nevşehir’de gerçekleştirilen program da işte tam olarak böyle bir fotoğraf ortaya koydu.
Adı basın açıklaması…
Ama ortada basın yok!
Şehit Ömer Halisdemir Toplantı Salonu’nda AK Parti Genel Merkezi tarafından hazırlanan 25. kuruluş yıl dönümü metni, AK Parti Nevşehir İl Başkanı Avukat Muhammed Feyzi Aygün tarafından okundu.
Peki kime okundu?
Parti yöneticilerine, teşkilat mensuplarına, partililere…
Yani basın açıklamasının asli muhatabı olması gereken basın mensuplarına değil!
İşin ironik tarafı da tam burada başlıyor.
BASIN AÇIKLAMASI, BASIN MENSUPLARINDAN KAÇIRILIR MI?
Siyasetçiler yıllardır “basının demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu” söyler.
Basın özgürlüğünden bahseder.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemine vurgu yapar.
Gazetecilerin toplum ile siyaset arasında köprü olduğunu anlatır.
Sonra bir gün gelir…
Basın açıklaması yapar ama basını çağırmaz!
Bundan daha ironik bir iletişim yöntemi bulmak gerçekten kolay değil.
Üstelik söz konusu olan sıradan bir parti toplantısı da değil.
AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü.
Çeyrek asırlık siyasi geçmişin anlatıldığı, iktidar döneminde gerçekleştirildiği savunulan hizmetlerin sıralandığı, “Türkiye Yüzyılı” hedeflerinin anlatıldığı bir açıklama…
Böylesine önemli bir günde Nevşehir basınıyla aynı masada oturmak, birkaç gazetecinin sorularını dinlemek, kentin gündemini konuşmak neden bu kadar zor?
Yoksa sorun gazetecilerde mi?
“MİLLETLE GÖNÜL BAĞI” VAR DA BASINLA NEDEN YOK?
AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü için hazırlanan merkezi açıklamaya bakıyoruz.
“Milletimizle sarsılmaz gönül bağı kurduk” deniliyor.
Milletin desteğinden söz ediliyor.
Kamuoyuna mesajlar veriliyor.
Türkiye’nin geleceğine ilişkin hedefler sıralanıyor.
Ancak Nevşehir’e geldiğimizde manzara değişiyor.
Milletin haber alma hakkının önemli bir parçası olan yerel basın, bu önemli programın dışında kalıyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Milletle gönül bağı kurulduysa, milletin haber alma hakkını yerine getiren basınla neden iletişim kurulamıyor?
Bu sorunun cevabını AK Parti Nevşehir teşkilatının vermesi gerekiyor.
Çünkü gazeteci, siyasi partinin alkışçısı değildir.
Gazeteci, siyasi partinin propagandasını yapmak zorunda değildir.
Gazetecinin görevi; soru sormak, araştırmak, eleştirmek ve kamuoyunu bilgilendirmektir.
Belki de sorun tam olarak budur.
SORU SORAN BASIN MI RAHATSIZ EDİYOR?
Bir siyasi parti için basın açıklaması düzenlemek kolaydır.
Metin hazırlanır.
İl başkanı kürsüye çıkar.
Metin okunur.
Fotoğraf çekilir.
Sosyal medya hesaplarından paylaşılır.
Herkes memnun…
Ama gazeteci salondaysa işler biraz değişir.
Çünkü gazeteci soru sorabilir.
“Bu rakamın kaynağı nedir?” diyebilir.
“Bu yatırımın Nevşehir’e katkısı ne oldu?” diye sorabilir.
“İşsizlik ne durumda?” diyebilir.
“Emeklinin, esnafın, çiftçinin durumu nedir?” diye sorabilir.
“25 yılda Nevşehir açısından hangi sözler yerine getirildi?” diye sorabilir.
İşte gerçek basın toplantısı da zaten burada başlar.
Metni okumak basın toplantısı değildir.
Basın toplantısı, gazetecinin soru sorabildiği toplantıdır.
Gazetecinin olmadığı salonda metin okumak ise daha çok teşkilat toplantısı görüntüsü verir.
25 YILDA DEĞİŞMEYEN NE?
AK Parti’nin 25 yıllık siyasi yürüyüşü elbette tartışılabilir.
İktidar döneminde yapılan yatırımlar, ekonomik politikalar, demokratikleşme adımları, savunma sanayii projeleri, sosyal politikalar ve dış politika tercihleri kamuoyunun önünde tartışılmalıdır.
Zaten demokrasinin gereği de budur.
Ancak bir siyasi hareket 25 yılın sonunda hâlâ yerel basınla sağlıklı ve düzenli bir iletişim mekanizması kuramıyorsa, burada dönüp kendi iletişim politikasına bakması gerekir.
Çünkü mesele bir gazetecinin davet edilip edilmemesi değildir.
Mesele zihniyettir.
Basını, yalnızca yapılanları duyuracak bir araç olarak mı görüyorsunuz; yoksa eleştirebilen, soru sorabilen ve gerektiğinde hesap sorabilen bağımsız bir iletişim kanalı olarak mı?
Aradaki fark işte tam da budur.
BASIN, “DAVETLİLER LİSTESİ” DEĞİLDİR
Burada özellikle altını çizmek gerekiyor:
Gazeteciler herhangi bir siyasi partinin etkinliğine katılmak zorunda değildir.
Ancak siyasi parti de kamuoyuna yönelik bir “basın açıklaması” düzenliyorsa, bunun doğal muhatabı basındır.
Basını çağırmamak bir tercih olabilir.
Fakat o zaman yapılan organizasyonun adına da bakmak gerekir.
Teşkilat toplantısıysa teşkilat toplantısı denilir.
İstişare toplantısıysa istişare toplantısı denilir.
Kutlama programıysa kutlama programı denilir.
Ama “basın açıklaması” denildiğinde insan ister istemez basını arıyor.
Ve basını bulamayınca da şu soruyu sormak zorunda kalıyor:
Basın nerede?
NEVŞEHİR BASINI BUNU HAK EDİYOR MU?
Nevşehir’de yıllardır kamuoyunun gündemini takip eden, siyasi partilerin açıklamalarını haberleştiren, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, il başkanlarının açıklamalarını vatandaşlara ulaştıran bir yerel basın var.
Bu basın, seçim dönemlerinde de var.
Partilerin kongrelerinde de var.
Aday tanıtımlarında da var.
Açılışlarda da var.
Basın açıklamalarında da var.
Peki siyasi partiler ne zaman basının yanında?
İşlerine geldiğinde mi?
Sadece kendi açıklamalarının yayınlanmasını istediklerinde mi?
Yoksa gazeteci eleştirdiğinde, soru sorduğunda, eksik gördüğü bir noktayı gündeme getirdiğinde de aynı iletişim samimiyeti devam ediyor mu?
İşte asıl mesele burada.
25. YILDA BİR AYNA TUTMAK GEREKMİYOR MU?
AK Parti 25. yaşını kutluyor.
Çeyrek asır…
Dile kolay.
Bu süre içerisinde Türkiye siyasetinde çok şey değişti.
AK Parti de değişti.
Türkiye de değişti.
Nevşehir de değişti.
Ancak 25 yıl, yalnızca başarıların sıralanacağı bir süre değildir.
25 yıl aynı zamanda muhasebe yapma zamanıdır.
Ne yaptık?
Neyi başardık?
Neyi başaramadık?
Hangi sözler tutuldu?
Hangi sözler unutuldu?
Toplumun hangi kesimleri memnun?
Hangileri değil?
Ve en önemlisi:
Eleştiriye ne kadar açığız?
İşte bu soruların cevapları verilmeden sadece başarı hikâyesi anlatmak, 25 yıllık siyasi yolculuğun tamamını anlatmak anlamına gelmez.
“BASIN YOKTU” MESELESİ KÜÇÜK BİR AYRINTI DEĞİL
Belki birileri bu yazılanları “Ne var bunda?” diyerek küçümseyebilir.
“Bir basın açıklaması yapılmış, metin okunmuş, mesele bu kadar” diyebilir.
Hayır.
Mesele tam olarak bu değil.
Mesele, siyasi iktidarın ve onun yerel temsilcilerinin kamuoyuyla kurduğu iletişim biçimidir.
Basını dışarıda bırakarak kamuoyuna ulaşmaya çalışmak, iletişim açısından kendi ayağına kurşun sıkmaktır.
Çünkü basın yalnızca haberleri aktaran bir araç değildir.
Basın aynı zamanda siyasetin aynasıdır.
Ayna hoşunuza gitmeyen görüntüyü gösteriyorsa aynayı suçlamak yerine görüntüye bakmak gerekir.
SON SÖZ…
AK Parti 25 yaşında.
Kutlar veya eleştirirsiniz; bu ayrı mesele.
Ama 25 yılını geride bırakmış bir siyasi hareketin, Nevşehir basınıyla ilişkisini artık yeniden gözden geçirmesi gerektiği ortada.
Çünkü basın açıklamasının basınsız yapılması, siyasi iletişim açısından son derece manidar bir görüntüdür.
Üstelik açıklamanın içerisinde demokrasi, millet, özgürlük, kamuoyu ve “milletle gönül bağı” gibi ifadeler defalarca kullanılıyorsa…
İnsan ister istemez soruyor:
Milletle gönül bağı kurduk da, Nevşehir basınıyla neden bir türlü iletişim bağı kuramadık?
Ve belki de AK Parti Nevşehir teşkilatının 25. kuruluş yıl dönümünde okuması gereken en önemli metin, Genel Merkez tarafından hazırlanan o uzun açıklama değil…
Yerel basının kendilerine yıllardır verdiği mesajlardır.
Çünkü gazeteciyi salona çağırmamak, gazetecinin sorularından kurtulmanızı sağlayabilir.
Ama kamuoyunun sorularını ortadan kaldırmaz.
Basını susturmak mümkün değildir; basını yok saymak ise yalnızca siyasetin kendi sesini yankı odasına hapsetmesine yarar.
25 yılın sonunda geriye dönüp bakarken belki de en çok ihtiyaç duyulan şey alkış değil, eleştiridir.
Çünkü alkış insanı rahatlatır.
Eleştiri ise geliştirir.
📩 İletişim: [[email protected]]




